Dünya’ya biz göz atın dedim

Dünya’ya biz göz atın dedim

Ortadoğu ve yakın coğrafyamız, sadece sınırların değil, insanlık onurunun da test edildiği bir süreçten geçiyor. İran ve İnsan Hakları Dramı: İran’daki olaylar sadece bir iç karışıklık değil, yılların biriktirdiği toplumsal patlamanın trajik bir sonucudur. Bahsettiğiniz “kurşun parası” gibi uygulamalar, devlet aygıtının kendi vatandaşıyla arasındaki duygusal ve hukuki bağın koptuğunun en acı göstergesidir. Bu, yas tutma hakkının bile bir bedele bağlandığı karanlık bir tablodur. İsrail-Filistin ve Bölgesel Kaos: Gazze’de yaşananlar, uluslararası hukukun işlevsizliğini her geçen gün daha net ortaya koyuyor. Irak ve Suriye’deki istikrarsızlık ile birleştiğinde, bölge adeta bir “vekalet savaşları” sahasına dönmüş durumda. Küresel Müdahale ve Kaynak Savaşları: ABD’nin (özellikle Trump dönemi politikalarıyla simgeleşen) korumacı ve müdahaleci tavrı, Venezuela örneğinde olduğu gibi enerji kaynakları üzerindeki hakimiyet mücadelesini kızıştırıyor. Bu durum, zayıf ekonomileri daha da kırılgan hale getiriyor. Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Kıskaç Türkiye, hem coğrafi konumu hem de stratejik önemi nedeniyle bu fırtınanın tam merkezinde yer alıyor. 1. Ekonomik Yük ve Vatandaşın Çıkmazı Ekonomi artık sadece rakamlardan ibaret değil, bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Fatura Kıskacı: Kış şartlarıyla birlikte doğalgaz ve elektrik faturaları, asgari ücretli ve emekli için ödenemez boyutlara ulaştı. Temel ihtiyaçlar lüks haline gelirken, bayram ikramiyesi gibi “can suyu” beklentileri, vatandaşın günü kurtarma telaşını özetliyor. Altın ve Değer Kaybı: Altının önlenemez yükselişi, halkın elindeki son birikimlerin de erimesine veya ulaşılamaz olmasına neden oluyor. Gümüş gibi alternatif yatırım araçlarında bile sahteciliğin baş göstermesi, piyasadaki güven bunalımının ne kadar derinleştiğini kanıtlıyor. 2. Güvenlik ve Sosyal Çürüme Toplumsal dokudaki bozulma, yargı mensuplarının kendi aralarındaki şiddet olaylarına kadar sirayet etmiş durumda. Uyuşturucu ve Transit Geçiş: Türkiye’nin uyuşturucu rotası üzerinde bir “transit merkez” haline gelmesi, sadece bir güvenlik sorunu değil, geleceğimiz olan gençliğin zehirlenmesi demektir. Yakalamaların artması olumlu olsa da, arzın bu denli yüksek olması “arka planda bu işi kimler besliyor?” sorusunu haklı kılıyor. BOP ve Stratejik Kaygılar: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi bölgesel dizayn projelerinin adım adım ilerlediği algısı, milli egemenlik ve sınır güvenliği konusundaki endişeleri diri tutuyor. Sonuç: Kim Sorumlu, Ne Yapılmalı? Bu karanlık tablo, sadece “dış güçlerin” bir oyunu olarak geçiştirilemeyecek kadar karmaşık. İktidarın, belirttiğiniz gibi, bu “ateş çemberini” sadece izlemekle kalmayıp, içerideki sosyal adaleti sağlaması ve dışarıda daha dengeli bir politika gütmesi elzemdir. Vatandaşın tenceresindeki yangın sönmeden, uyuşturucu baronlarının beli kırılmadan ve yargıda güven tesis edilmeden “huzur” kelimesi kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.